eser's profileve işte benim alanımPhotosBlogListsMore Tools Help

ve işte benim alanım

eser eser

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Ürün İnceleme

Loading...Loading...

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.

Feed

The owner hasn't specified a feed for this module yet.
  • Send a private message
  • Tell a friend
  • Add to your network
There are no photo albums.
müzik listemin küçük bir bölümü
by 
by 
by 
by 
More...

Yorumlarınız için çok teşekkür  ederim!         

Please wait...
Sorry, the comment you entered is too long. Please shorten it.
You didn't enter anything. Please try again.
Sorry, we can't add your comment right now. Please try again later.
To add a comment, you need permission from your parent. Ask for permission
Your parent has turned off comments.
Sorry, we can't delete your comment right now. Please try again later.
You've exceeded the maximum number of comments that can be left in one day. Please try again in 24 hours.
Your account has had the ability to leave comments disabled because our systems indicate that you may be spamming other users. If you believe that your account has been disabled in error please contact Windows Live support.
Complete the security check below to finish leaving your comment.
The characters you type in the security check must match the characters in the picture or audio.
   BİR ADIN KALMALI (77530 Hit)

bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet

sen say ki
ben hiç ağlamadım
hiç ateşe tutmadım yüreğimi
geceleri, koynuma almadım ihaneti
ve say ki
bütün şiirler gözlerini
bütün şarkılar saçlarını söylemedi
hele nihavent
hele buselik hiç geçmedi fikrimden
ve hiç gitmedi
bir topak kan gibi adın
içimin nehirlerinden
evet yangın
evet salaş yalvarmanın korkusunda talan
evet kaybetmenin o zehirli buğusu
evet nisyan
evet kahrolmuş sayfaların arasında adın
sokaklar dolusu bir adamın yalnızlığı
bu sevda biraz nadan
biraz da hıçkırık tadı
pencere önü menekşelerinde her akşam

dağlar sonra oynadı yerinden
ve hallaçlar attı pamuğu fütursuzca
sen say ki
yerin dibine geçti
geçmeyesi sevdam
ve ben seni sevdiğim zaman
bu şehre yağmurlar yağdı
yani ben seni sevdiğim zaman
ayrılık kurşun kadar ağır
gülüşün kadar felaketiydi yaşamanın
yine de bir adın kalmalı geriye
bütün kırılmış şeylerin nihayetinde
aynaların ardında sır
yalnızlığın peşinde kuvvet
evet nihayet
bir adın kalmalı geriye
bir de o kahreden gurbet
beni affet
Kaybetmek için erken, sevmek için çok geç

 Ahmet Hamdi Tanpınar
Jan. 13
Gölgeler düşsede yüreğinin üstüne
    Güneşini sakın söndürme
        Eğer umut yoksa
Yaşamak çok uzak kalır insana
              Unutma;
Senden bir tane daha yok bu dünyada
         Gülümsemeyi asla
               Unutma....
Jan. 5
GüLmEk_IcIn_MuTlU_OlMaYi_BeKlEmE_BrLkiDe_MuTlUlUk_GüLüSüNdE_SaKlIdIr_SaKiN_AgLaMaYi_DeNeMe_BeLkIdE_BiRyErLeRdE_SeNiN_Bi_GüLüSüN_iCiN_YaSaYaN_BiRiLeRi_VaRDiR_KiM_bIlIr!!!!
SÜPER YAPMISSIN BASIARILARININ DEVAMINI DILERIM SPACE ACAIP OLMUS BAYILDIM GERCEKTEN::::
 
Sept. 7
sibelwrote:
...ve sonra,önünde pek çok yol açılıp sen hangisini seçeceğini bilemediğin zaman,herhangi birine öylece girme,otur ve bekle.Dünyaya geldiğin gün nasıl güvenli ve derin derin soluk aldıysan,öyle soluk al,hiçbir şeyin senin dikkatini dağıtmasına izin verme,bekle ve gene bekle.Dur,sessizce dur ve yüreğini dinle.Seninle konuştuğu zaman kalk ve YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT.                                                                                                                    
 
                                                                                                                                                                    (YÜREĞİNİN GÖTÜRDÜĞÜ YERE GİT'DEN ALINTI)
Aug. 28
NO WAR!wrote:
s.a yorumun için tsk ederm. sayfan güsel eline sağlık ALLAH yolunu açık etsin! 
Aug. 7
EBRU&ENGİNwrote:
SLM MEHMET SPACESIN COK SÜPER OLMUŞ :)))SECTIĞIN RESIMLER,PARCA VE O VIDIO KLIP DORT DORTLUK SANA BASARILAR... 
Aug. 3
vaaybe güzell yapmışın emeğine sağlık,bende radyo koyucam bi türlü beceremiyom ya neysee
July 6

Windows Media Player

Video

 
October 31

Hayat nedir?

-Hayat, skor tabelası tutmak değildir.
- Kaç arkadaşınız olduğu ya da kaçının sizi arkadaş kabul ettiği değildir.
- Bu hafta sonu için planlarınızın olması değildir. Hafta sonunda yalnız olmanız da değildir.
- Şu sıralarda sevgiliniz olması değildir. Geçmişte sevgiliniz olması değildir. Geçmişte kaç sevgiliniz olduğu değildir. Hatta bugüne dek hiç sevgiliniz olmaması da değildir.
- Sizi kimin öptüğü değildir.
- Aileniz ya da onların serveti değildir. Arabanızın markası da değildir.
- Hangi okula gittiğiniz değildir.
- Ne kadar güzel ya da ne kadar çirkin olduğunuz değildir. Giydikleriniz, ayakkabılarınız değildir. Ne çeşit müzik dinlediğiniz değildir.
- Saçınızın sarı, siyah, kızıl, kahve olması değildir. Derinizin çok açık, ya da çok koyu olması değildir.
- Okul notlarınız değildir. Ne kadar akıllı olduğunuz değildir. Herkesin size verdiği akıl notu hiç değildir. Hayat standart testlerin belirlediği kişiliğiniz de değildir.
- Hayat hangi kulübü tuttuğunuz ya da hangi sporda ne kadar başarılı olduğunuz değildir.
- Hayat, bir kağıda dökülmüş hayat hikayeniz ve bu hayat hikayesini kimin kabul ettiği de değildir.
Amma...
- Hayat, kimi sevdiğiniz, kimi incittiğinizdir.
- Kimi mutlu, kimi mutsuz ettiğinizdir.
- Sizin olanları koruyabilme ya da  mahvedebilmenizdir.
- Dostluklarınızdır.
- Neyi söylediğiniz ve neyi kastettiğinizdir.
- Hangi önemli hüküm ve kararları verdiğiniz ve de niçin verdiğinizdir.
- İçinizde sevgiyi taşımak, büyütmek ve dağıtmaktır.
- Ama en önemlisi, yalnız başına asla gerçekleştiremeyeceğiniz bir şeyi yapmak, hayatınızı, başka insanların kalbine dokundurabilmektir.
- Başkalarının kalplerini etkileyecek yolu ancak siz seçersiniz. Ve hayat bu seçimlerdir zaten!...
September 23

eser albüm

 
tüm albümü görmek için linki tıklayın
 
 
August 16

 
August 05

Beklemek

Bakmayın öyle sekiz harf, üç hece, tek kelime olduğuna…
ne anlamlar barındırır içinde… ve ne zor bir kelimedir…
hem söyleyen… hemde söyleten için… bekleyen bekler,
bekleten bekler…

Beklemek… beklersin elin telefonda… bir ses, bir nefes…
şimdi dersin.. ha şimdi… beklersin… gelmez üzülür…
gelir sevinirsin… birde ansızın gelenleri vardır, pat
diye çalar telefonun.. dünyalar nasıl senin olur ki…
gelen zaten dünyan değil midir?…
Beklemek… gözün yollarda, kapılarda… belki dersin, şu
yoldan karşıma çıkar.. bugünde burdan gideyim…
beklersin çalan her kapı zilinde onu görmeyi… evini
dahi bilmediği halde beklersin… açarsın kalırsın
öylece… ve beklemek çokda hüzünlü bir şiirdir…

Beklemek…tüm benliğinle, tüm hasretinle… geleceğini
bildiğin için beklersin… hasretlerin hasrette… hasret
çektiren hasret değil mi?… beklersiniz… birgün dersin..
gelecek… gitmeyecek… o an’ ın heyecanı ile beklersin…
ve düşününce nasılda sevinç sarar her yanını…. hayali
bile böyle iken… kendisi nasıl olur dersin… ve beklemek
çokta güzeldir gelecek olan için…

Beklemek, beklemektir… ve beklemek, bekleyen ile
bekleten arasında bir bağdır aslında…
Kimi zaman hüzün olur… kimi zaman sevinç ve heyecan…
karar size kalmıştır… hangisini seçersen o anlamda
beklersin….........
                                                              (alıntıdır)  
May 08

Söz ağızdan çıktıktan sonra

  Büyük bir hava meydanının bekleme salonunda, genç bir bayan uçağına binmek üzere bekliyordu. Uçağın hareketine saatler olduğu için zaman geçirmek için bir kitap ve bir paket küçük kurabiye satın aldı. Dinlenmek ve kitabını okumak için ise VIP salonunda bir koltuğa yerleşti. Kurabiye paketinin durduğu sehpanın yanındaki koltuğa bir adam oturdu ve dergisini açıp okumaya başladı. Genç kadın ilk kurabiyesini aldı. Adam da bir tane aldı. Kadın çok rahatsız hissetti kendisini ve: ‘Ne sinir bir şey! Havamda olsaydım bu cüretinden dolayı onu yumruklardım!’ diye düşündü.

Kadın bir kurabiye alıyor, adam da bir tane alıyordu. Çıldıracak gibiydi kadın ama olay çıkarmak istemiyordu. Nihayet son kurabiye kalınca ‘Bu küstah adam şimdi ne yapacak?’ diye düşündü. Adam son kurabiyeyi aldı; onu ikiye böldü ve bir parçayı kadına verdi ‘Aaaa! Bu kadarı da fazla!’ diyerek oturduğu yerden kalktı. Çok öfkelenmişti şimdi! Kadın sinir içinde kitabını ve diğer eşyalarını alıp bir fırtına gibi giriş salonuna oradan da uçağın içine yöneldi. Koltuğuna oturdu. Gözlüğünü almak için çantasını açtı. Ne görsün? Kurabiye paketi açılmamış olarak orada duruyordu. Çok utandı. Çok büyük bir yanlış yaptığını anladı. Kurabiyelerinin paketini açmadan çantasına koyduğunu unutmuştu. Adam kendi kurabiyelerini, hiç sinirlenmeden, yüksünmeden kadınla paylaşmıştı. Kadın kurabiyelerinin paylaşıldığını düşünerek çok sinirlenmişti. Ve şimdi bu durumu açıklama şansı yoktu. Özür dileme olanağıda kalmamıştı.
Telafi edilemeyecek dört durum vardır.
Taş atıldıktan sonra
Söz ağızdan çıktıktan sonra
Fırsat kaçtıktan sonra
Zaman geçtikten sonra
Yapacak bir şey kalmamıştır.

Bir babanın oğluna evlilik tavsiyesi

  Baba, oğluna; Son tavsiyemi mutfakta anlatmak istiyorum demiş,Mutfağı ve yemek yapmayı bilmeyen delikanlı Olur demiş çekine çekine.Baba, ocağa aynı büyüklükte üç kap koymuş, hepsini suyla doldurup üçünün de altını yakmış. Şimdi, istediğim her şeyden iki tane vereceksin bana demiş oğluna. Sırasıyla havuç, yumurta ve kavrulmamış kahve çekirdeği istemiş… Oğlu hepsinden ikişer tane vermiş babasına. Adam iki havucu birinci kaba, iki yumurtayı ikinci kaba ve iki kavrulmamış kahve çekirdeğini üçüncü kaba koymuş. Her üçünü de yirmi dakika süreyle kaynatmış. Daha sonra kapları indirip yemek masasına buyur etmiş oğlunu. Yemek masasında üç tabak duruyormuş. Kaplarda kaynayan havuçları, yumurtaları ve kahve çekirdeklerini büyük bir özenle tabaklara yerleştirmiş. Sonra oğluna dönüp sormuş: Ne görüyorsun? Oğlu düşünürken açıklamaya başlamış. Havuçlar haşlandıkça aslını kaybedip yumuşamış. Yumurtalar görünüşte baştaki gibi sert duruyorlar ama içleri katılaşmış. Kahve taneleri ise olduğu gibi duruyor, başta neyseler sonunda da öyleler..

Sonra asıl tavsiyesine sıra gelmiş: Evlilikte aşk ve şefkat birlikte olmalıdır. Aşksız bir evlilikte her iki eş de şu gördüğün havuçlar gibi birbirlerini tüketirler, eskitirler, pörsütürler. Şefkatsiz bir evlilikte ise eşler birbirlerine ne kadar tahammül etseler de, şu gördüğün yumurtalar gibi içten içe katılaşırlar, birbirlerinden uzaklaşırlar. Aşkın da şefkatin de olduğu bir evlilikte ise, şartlar ne olursa olsun, eşler tıpkı şu kahve taneleri gibi, birbirlerinin yanında kalırlar, kendi kişiliklerini yitirmezler. Kahve tanelerinin tekrar kaynatılmaya hazır olmaları gibi, onlar da birbirleriyle baş başa uzun yıllar geçirmeye isteklidirler.

Oğlu aldığı bu dersten tatmin olmuşa benziyordu. Asıl ders bu değil! dedi baba. Oğlunun elinden tuttu, ocağın üzerinde bıraktığı kapların içinde kalan suları gösterdi. Havuçlardan ve yumurtalardan arta kalan suya bak… İkisinde de bir tat yok Kahve çekirdeklerini çıkardığı kaptaki suyu yavaşça bir fincana boşalttı. Mis gibi taze kahve kokuyordu. Fincanı oğluna uzattı. İçmek istersin herhalde dedi. Oğlu kahvesini yudumlarken konuşmasını sürdürdü. Kahve çekirdekleri gibi birbirlerini tüketmeyen eşlerin paylaştığı yuva da işte böyle olur. Mis gibi, temiz ve huzur verici. Başka herkesin fincanına koyup yudumlayacağı taze kahve gibi… Çünkü onlar birbirlerini harcamayarak, birbirlerine aşkla ve şefkatle davranarak hayata kendi tatlarını, kokularını ve renklerini katmayı başarırlar.